Yenienerji | Ocak-Şubat 2022 | Sayı: 84

45 yeni enerji • OCAK ŞUBAT 2022 değerlendirilmektedir. Üniteden çıkan artık ısının -mutlaka gerekiyorsa- bir su kaynaklı ısı pompası (WSHP) ile sıcaklık terfisi mümkünse de COP değeri 10 ve üzeri olmadığı sürece CO2 salım sorumlulukları bulunmaktadır ve tercih edilmez [11]. Bu sistemde soğutma kuleleri bertaraf edilmekle birlikte az sayıda ve kapasitede yedek kuleler tercih sebebi olabilir. Jeotermal ısı bir bölge enerji ağı ile yapılı çevreye dağıtılmaktadır. Her ne kadar beşinci nesil sistemlerde (5 DE) 35oC sıcaklıkta ısıtma ve 19oC sıcaklıkta hissedilir soğutma yapılmakta ise de tekrar-basma sıcaklığının kabuklaşmaya karşı gözetilmesinde ve bu sıcaklıklara uygun ısıtma ve soğutma cihazlarının geliştirilmesinde yarar bulunmaktadır. Özellikle çok düşük entalpili jeotermal kaynaklara dayalı (<50oC) bölge enerji sistemlerinin son talep noktalarında konfor ısıtmasın gerçekleştirebilmeleri için sıcaklık terfisi (pikleme) ve veya cihaz büyütmesi gereklidir. Ancak, bu iki önlem optimize edilse bile ek CO2 salımlarından ve katma değer kayıplarından sorumludur. Bunların yerine 35oC sıcaklıkta ısıtma yapabilen ve 19oC da hissedilir soğutma yapabilen cihazlar geliştirilmektedir [19]. 19oC gibi sıcaklıkta soğutma talebi ise ADS türü soğutma makinelerinin COP değerini de yükseltecektir. Tüm olumlu sonuçların en önemlileri, sera gazı salımlarının azalması, enerji tasarrufu ve jeotermal enerji kaynağının katma değerinin önemli ölçüde artmasıdır. Şekil 6`da ise değişik seçenekler karşılaştırılmaktadır. Kuyu-başı sıcaklığa bağlı olarak seçeneklerin öncelikleri de değişmektedir. Örneğin, 365 K sıcaklığa kadar elektrik üretimi yerine salt bölge ışıması daha katma değerli olabilmektedir. Bu sınır ısıtma ve soğutmada 370 K değerine çıkmaktadır. Sonra tek başına, ORC ile elektrik üretimi katma değeri artsa da elektrik + ısı ve üçlü üretimin katma değerleri çok daha fazladır. Jeotermal enerjiden elektrik gücü üretimi yanı sıra, artık ısıdan da birlikte değerlendirme yapılması yönünde yeni atılımlar söz konusu olsa da varsayımsal kestirimlerin hangi yöntem ve ölçütlerle yapıldığı yönünde literatürde ve güncel medyada yeterli bilgi bulunmamaktadır. Halbuki bunların bir bilimsel ve teknolojik platformda açık bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Örneğin, bazı kaynaklarda yer alan 60000 MW jeotermal kapasite (güç birimi) bilgisinin karşılığı 50 milyar metre-küp doğal gaz olarak verilmiştir [20, 21]. Doğal gazın enerji birimi kW-h/m3 olduğundan bu iki farklı birimin uyuşabilmesi için söz konusu doğal gaz tüketim bilgisine karşılık gelen sürelerin de (h, saat) verilmesi gerekirdi. Ayrıca, bu jeotermal kapasitenin ne kadar sürelerde, hangi entalpilerde hangi uygulamalarda değerlendirildiği, arz ve talep katma değerlerinin ne kadar uyumlu olduğu, uyumsuzluklara bağlı ek sera gazı salım hesapları, bunlara ilişkin sektör kırılımları gibi bilgilerin de toplumla paylaşılması, varsayımların açıklanması toplumun daha bilinçlenmesi ve konuların çok yönlü tartışılması bağlamında gereklidir. Aynı şekilde, jeotermal enerjinin ulusal ekonomimize yıllık katkısının hesabında da çok dikkatli bir sektörel kırılım yapılarak, optimum planlamalar an az sera gazı etkisi için yeniden düzenlenmelidir. Medyada yer alan yıllık ekonomik katma değer potansiyel öngörülerinin de [21] tekrar değerlendirilmesinde yarar olabilir. Birimler konusunda diğer bir güncel medya örneği de kademeli elektrik tarifesinde ilk kademe 150 kW dan 210 kW`a çıktı ifadeleridir. Doğrusu 150 kW-saat ve 210 kW-saat şeklindedir. Tüketilen elektrik gücü değil enerjidir. Bu gerçek zaten aylık faturalarda açıkça yer almaktadır. Öte yandan, jeotermal enerjide ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olduğu belirtilmektedir. Bunun esas nedeni elektrik üretimi ve bölge ısıtmasının ayrı uygulamalar olarak görülmekte olduğu ve bunlara çoğunlukla ayrı kuyular düşünüŞekil 5. Çevre Duyarlı Olan ve Olmayan Uygulamalarda Bölge Enerji Ağının Uzaklık Ölçütleri Şekil 6. Jeotermal Kaynağın Katma-Değer Oranında Akılcı Değerlendirme Seçenekleri [5]

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==