Yenienerji | Temmuz-Ağustos 2022 | Sayı: 87

YENİLENEBİLİR ENERJİ TEKNOLOJİLERİ Temmuz Ağustos 2022 • Yı l : 15 • Sayı : 87 • 25 TL • ISSN 1307-9212 • www. yeniener j i . com www.dogayayin.com ANALİZ UYGULAMA MAKALE KARBONVERGİSİ Adil yaklaşım ile 2021’de Yenilenebilir Enerji ÜretimMaliyetleri Düştü Genel Verimliliği Artırarak ve Su Kullanmadan Güneş Panellerindeki Toz Nasıl Giderilir?

içindekiler temmuz-ağustos 2022 GWEC: Rüzgar Endüstrisi Çizelgeleri Enerji Krizinden Çıkış Yolunu Gösteriyor Güneş Jeomühendisliğinin Yeni ve Radikal Bir Biçimi: “Uzay Baloncukları” 28 MAKALE KARBON VERGİSİ - Adil yaklaşım ile 38 ÜRÜN TANITIMI Güneş Panellerini Tam Otomatik Robotik Temizleme Optimak STU 04 HABERLER 22 UYGULAMA Genel Verimliliği Artırarak ve Su Kullanmadan Güneş Panellerindeki Toz Nasıl Giderilir? 24 ANALİZ 2021'de Yenilenebilir Enerji Üretim Maliyetleri Düştü 15 6

Fatih Önder Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Dergisi editör www.yenienerji.com www.dogayayin.com Dergimizin bu sayısında özet olarak yer verdiğimiz, dünyaca ünlü teknoloji şirketlerinden biri olan EPSON’un iklim değişikliği ve göç ana eksenli raporu dikkat çekici ve korkutucu bilgilerle dolu. Rapor yekten şunu söylüyor: “Tahminlere göre iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kalan insan sayısı 2050 yılına kadar 200 milyona çıkacak”. İnsan topluluklarının yer değiştirmesine neden olacak etmenler, çevrelerinde vuku bulacak su kıtlığı, doğal afetler, tarımsal bozulma ve kıyı şeridi erozyonu olarak sıralanıyor. Elbette bu kötü senaryoların tek bir yazarı var: iklim değişikliği. Rapor, beklenen bu göç dalgasını bir başka veriyle zihinlere daha da kazımak istemiş: “2050'ye kadar dünyadaki her 45 kişiden 1’i çevre kirliliği nedeniyle göç etmek zorunda kalacak”. Felaket senaryosu bitti sanmayın. Şu veriyi de iliştirmeden geçemeyeceğim: “Su sıkıntısı çeken 47 ülkenin 25’i, iklim değişikliği nedeniyle yüksek silahlı çatışma veya siyasi istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya olacak”. Dünyanın kara alanının yüzde 31’ini kaplayan ormanların 1990-2020 sekansında yüzde 40 oranında azaldığı gerçeğini ve bunun gibi pek çok “insan yapımı cehennem” faaliyetini düşündüğümüzde, raporun yüzümüze çarptığı bu tahmini felaketler için “olmaz” diyemiyoruz, maalesef. Zira tüm bu bilgiler, öyle bir çırpıda söylenip geçilecek ya da “olmaz öyle şey” denilerek kulak arkası edilecek bilgiler değil. 2050, o kadar uzak da değil. “Bireysel anlamda ne yapabiliriz ki, elimizden bir şey gelmez” bahanesinin arkasına sığınmak için artık çok geç. Yine rapordan gidelim, şöyle diyor: “Binalarda kullanılan enerji, küresel enerjiyle ilgili karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 28'ini oluşturuyor. Ayrıca, binalarda enerji kullanımı, OECD ülkelerinde toplam küresel nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 38'ine denk geliyor. Beyaz eşya kullanımı, bir binanın karbon ayak izinin çok önemli bir payını oluşturuyor. Aslında, yemek pişirme, temizlik, aydınlatma, bilgi teknolojisi, soğuk hava deposu ve eğlence gibi kullanımlar için cihazların tükettiği elektriğin 3 bin 250 TWh olduğu tahmin ediliyor ve bu da küresel nihai elektrik talebinin kabaca yüzde 15'ini temsil ediyor”. Hepimizin yapacağını irili ufaklı bir şeyler elbet var. Evvela iklim değişikliği denilen durumun gerçekten var olduğuna inanmakla başlayacak her şey. Çok geç olmadan inanmak ve hareket geçmek. Sözde değil ama eylemde. “45 Kişiden 1’i Göç Etmek Zorunda Kalacak” Sahibi Asrin Bakır Gerçek asrinbakir@dogayayin.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Oya Bakır oyabakir@dogayayin.com Genel Yayın Yönetmeni Gökçen Parlar Ünal gokcenparlar@dogayayin.com Dijital Teknolojiler Danışmanı Cenk Gerçek cenkgercek@dogayayin.com Reklam Grup Başkanı Asrin Bakır Gerçek asrinbakir@dogayayin.com ReklamMüdürü Emin Deniz Demirek denizdemirek@dogayayin.com Abone ve Okur Sorumlusu Diler Sunay abone@dogayayin.com Grafik Elif Cankan Ulaştırma ve Dağıtım Yavuz Erdoğan Yayımlayan Doğa Yayıncılık ve İletişim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. YönetimYeri Ali Nazım Sok. No: 30 Koşuyolu 34718 Kadıköy / İSTANBUL Tel: (0216) 327 80 10 pbx Faks: (0216) 327 79 25 www.dogayayin.com ISSN: 1307-9212 2021 © Doğa Yayıncılık Ltd. Şti. Bedeli: 15 TL. Yıllık Abone Bedeli: 90 TL. Baskı ve Cilt ŞAN OFSET MATBAACILIK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Adres: Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No: 50 Kağıthane/İstanbul Tel: 0212 289 24 24 Tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır. Basın Kanunu’na göre yerel süreli yayındır.

6 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022 Enerjisa ve Çimsa'dan Çimento Sektörünün En Büyük Güneş Enerjisi Santrali Enerjisa Enerji ve Çimsa, önemli bir iş birliğine imza attı. Çevresel performansını geliştirerek sürdürülebilir bir yaşama katkı sağlamak amacıyla çalışan Çimsa, Afyon Fabrikası’nda Türkiye çimento sektörünün en büyük güneş enerjisi santrallerinden birini Enerjisa Enerji iş birliğinde kurmaya hazırlanıyor. İşimin Enerjisi çatısı altında sürdürülebilirlik ve tasarruf odaklı ürünlerle yenilenebilir enerji kullanımını arttıran çözümler geliştiren Enerjisa Enerji, Çimsa’nın Afyon Fabrika arazisine 7.479 adet güneş paneli kurulumu gerçekleştirecek. ProjeninToplamYatırımBedeli 52MilyonTL Çimsa’nınAfyon Fabrikası’na 52MilyonTL’lik yatırım bedeliyle kuracağı santral 3.4 MWp kurulugüce sahipolacak ve yıllık 4,2milyon kWh elektrik enerjisi üretecek. 60.000 m² alanda 7.479 adet güneş panelinin kullanılacağı ve 2023 yılının 2. çeyreğinde aktif olacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesinde, yıllık yaklaşık 2.750 ton karbondioksit (CO₂) salımı engellenecek. Enerjisa Enerji, Çimsa’ nın yenilenebilir kaynaklardan kendi elektriğini kendi üreterek enerji tasarrufu konusunda çimento sektörüne rol model olmasına katkı sağlayacak. Güneş Enerji Santralinden Elektrik Üretimi 7/24 İzleniyor İşimin Enerjisi çatısı altında sunduğu doğa dostu ürünlerle müşterilerinin enerji tüketiminde tasarruf sağlayan ve yenilenebilir enerji kullanımını artırarak, yenilikçi çözümler sunan Enerjisa Enerji’nin Güneş Enerjisi Santrali, 7 gün 24 saat uzaktan erişim sistemiyle takipedilecek ve yüksek performansla çalışabilmesi için tüm bakım ve onarımları yine Enerjisa Enerji tarafından yapılacak. Santral aynı zamanda deprem, diğer doğal afetler ve olası diğer dış etmenlere karşı tüm senaryolar gözetilerek Enerjisa tarafından sigortalanıyor. Güneş panelleri aynı zamanda düşük ısıda yüksek verimli çalışmayı sağlayan ve dış etkenlere karşı mükemmel dayanımkapasitesi sunanHalfcut Monoperc teknolojisine sahip. Enerjisa Enerji, bu iş birliği ile toplam kurulu güç kapasitesini 26 MWp’e çıkarmış olacak. Haber Dağdelen Hidroelektrik Enerji Santrali, Tamamen İnsansız Bir Yöntemle Enerji Üretimine Hazır Enerjisa Üretim, Dağdelen Hidroelektrik Santrali’ni 2022 itibarıyla hiç insan gücü kullanmadan tamamen uzaktan yönetilebilir ve dijital şekilde üretim yapabilen bir yapıya kavuşturdu. Yıllık ortalama 17 GWh elektrik üretimi yapan Dağdelen HES’te üretim süreçlerinin sanal modelleri yaratılarak verilere dayalı performans ölçümleri gerçekleştirildi. Elde edilen tüm verilerle insansız üretime uygun hale getirilen santralin işletmesi üretim süreçleri, 2020 yılında Enerjisa Üretim’inAtaşehir Merkez Ofis’inde kurulanmerkezi kontrol odası“Senkron”dan, yüzlerce kilometre mesafeden anlık olarak uzaktan yönetiliyor. Enerji sektöründe yeni bir sayfa açan uygulama, Enerjisa Üretim’in sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmanın yanı sıra iş alanındaki kaza risklerini deminimuma indiriyor. İnsansız enerji üretimi aynı zamanda işletme ve bakım konularında da avantajlar sağlıyor. Enerjisa Üretim İşletme ve Teknik Genel Müdür Yardımcısı Emre Erdoğan “DağdelenHidroelektrik Santrali’mizin insansız hale getirilmesiyle sektörde bir ilke daha imza attık. Bu uygulamayı hem sürdürülebilirlik yaklaşımımız hem de uçtan uca teknoloji dönüşümü ve inovasyon bazlı verimlilik çalışmalarımız açısından stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Uygulamanın verimlilik ve iş kazalarını sıfıra indirme yönünden de faydaları söz konusu. Santralin yönetimini merkez ofisimizde olan kontrol odamız “Senkron”dan gerçekleştiriyoruz. Yedekli veri odası ve şifreli özel iletişim altyapısıyla bütün hidroelektrik santrallerimizi tek bir noktadan yönetebilecek uzman mühendis ve operatörlerimizin 7/24 görev yaptığı Senkron, hâlihazırda bütün santrallerimizin işletme değerlerini anbean yüzlerce kilometre öteden takip edebilmemizi sağlıyor. Enerjisa Üretimolarak hem yeni yatırımlara ve kapasite artışlarına hem de inovasyon ve verimlilik çalışmalarına devamedeceğiz” dedi. Enerjisa Üretim, insansız şekilde enerji üretimini ve işleyişini anlatmak için“Dark Plant’” adlı bir de tanıtımfilmi yayınladı. Hazırlanan film, Enerjisa Üretim resmi sosyal medya hesaplarından izlenebilir.

7 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022 Eşarj, 53 İlde 495 Adet Yüksek Hızlı Şarj İstasyonu Kurmaya Hak Kazandı Eşarj, Türkiye’de elektrikli araçların şarj altyapısını oluşturmak için başlatılan “Elektrikli Araçlar İçin Hızlı Şarj İstasyonları Programı” kapsamında 53 ilde, 495 adet yüksek hızlı şarj istasyonu kurmaya hak kazandı. Enerjisa Enerji’nin yüzde 94 oranında çoğunluk hisselerine sahip olduğu Eşarj, istasyon ağına yaklaşık 300 milyon TL’lik yatırım yapacak. Yeni yatırımlar ile Eşarj kurulu güç açısından Türkiye’nin en büyük ve en hızlı elektrikli araç şarj istasyon ağına sahip olacak. Enerjisa Enerji’nin 2018 yılında sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir gelecek hedefiyle çoğunluk hisselerini satın aldığı Eşarj, Türkiye’de 2009’dan bu yana şarj operatörlüğü hizmetini sağlayan ilk oyuncu olma özelliğini taşıyor. Türkiye'de 269 lokasyonda 258’i hızlı şarj istasyonu olmak üzere 496 şarj istasyonu ile faaliyet gösteren Eşarj, kurulu güç açısından Türkiye’nin en büyük ve en hızlı elektrikli araç şarj istasyon ağına sahip olarak sektörün lideri olacak. Yapılacak şarj istasyonu yatırımlardan 2030 yılı sonuna kadar toplam 418 Milyon kWh ilave elektrik satışı ve şarj işlemleriyle birlikte 598 milyon kg CO2 gazının salınımı engellenmesi hedefleniyor. Bu rakam 37 milyon ağacın temizleyebileceği CO2 miktarının oluşmasının önüne geçecek. “Elektrikli Araç Ekosisteminin Ülkemizdeki Oyun Kurucusu Biz Olacağız” Eşarj Yönetim Kurulu Başkanı ve Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar: “Küresel iklim değişikliğinin tehlikeleri daha belirgin hale geldikçe; yatırımcıların, tüketicilerin ve kanun yapıcıların, şirketlerden net-sıfır emisyona geçişle ilgili beklentileri de yükseliyor. Türkiye’nin lider ve en büyük elektrik dağıtım ve perakende satış şirketi olarak, bütün bu gelişmelere proaktif bir yaklaşımla cevap veriyor; birçok proje ve yatırımı hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin ilk ve en hızlı elektrikli araçlar şarj istasyonuyla Eşarj, ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenin bir karşılığı olarak ortaya koyduğumuz en değerli yatırımlarımızdan biri. Emobilite alanında ülkemizde ilk yatırım yapan ve vizyon ortaya koyan bir şirket olmanın gururunu yaşıyoruz ve Eşarj’ın sektörünün ilklerini başaran bir şirket olması için her alanda ülkemizin alt yapı yatırımlarına destek olacağımızın altını çizmek istiyorum. Türkiye’de 2030 yılına geldiğimizde Mobilite Araç ve Teknolojileri Stratejik Hedefler ve Yol Haritası Taslağı’na göre elektrikli araç satışlarının pazar payının yüzde 35’e, elektrikli araç parkının 2,5 milyona, kamuya açık şarj soket sayısının 250.000 seviyelerine yükselmesi bekleniyor. Eşarj olarak bizde 2030 yılına geldiğimizde Türkiye Elektrikli Araç Şarj İstasyonları ekosisteminin yanı sıra dünya ekosistemine de yarar sağlayacak adımların öncüsü olmak ve bu ekosistem içerisinde oyun kurucu şirketler arasında yer alma hedefiyle çalışıyoruz. Bu yatırımlar ile Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi içerisinde iddiamızı ortaya koymuş oluyoruz. Bakanlığımızın başlattığı programın açıklanan sonuçları ile çok kısa zaman içerisinde yüksek hızlı istasyonlarımız ile birçok noktada verimli, güvenli, teknoloji odaklı ve sürdürülebilir geleceğe hizmet eden istasyonlarımızı Elektrikli Araç kullanıcıları ile buluşturacağız.’’ Yüzyıllık Otomobil Kültürü Değişiyor Sektörün dinamikleri ve yüzyıllık otomobil kültürü elektrikli araçların gelişiyle birlikte büyük bir değişim sürecinden geçiyor. Bu değişim de elektrikli araçlarla otomotiv ve enerji sektörü arasında yakın bir planlama, koordinasyon ve iş birliği gerekiyor. 2021 Küresel Elektrikli Araç Görünümü Raporu’na göre Elektrikli araç (EV) filoları, dünyanın en büyük araç pazarlarının birçoğunda hızlı bir şekilde artıyor. Dünya çapında yaklaşık 3 milyon elektrikli otomobil satıldı (%4,6 satış payı) ve Avrupa, ilk kez dünyanın en büyük elektrikli araç (EV ) pazarı olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni geride bıraktı. Dünya çapında mevcut politikalar, bu on yılda sağlıklı bir büyüme olduğunu gösteriyor: Elektrikli araçların karbon emisyonlarını azaltmada tam potansiyellerine ulaşmaları, elektrik üretimini karbonsuzlaştırmak, elektrikli araçları güç sistemlerine entegre etmek, şarj altyapısı oluşturmak, sürdürülebilir batarya üretimini ve geri dönüşümünü ilerletmek için ciddi ölçüde yatırımların yapılması gerekiyor. Yine küresel otomotiv veri ve pazar eğilimleri alanında araştırmalar yapan JATO Dynamics'in verilerine göre, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Avrupa'da satılan elektrikli ve hibrit araçların sayısı ilk defa dizel araçların sayısını aştı.

8 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022 Güneş Jeomühendisliğinin Yeni ve Radikal Bir Biçimi: “Uzay Baloncukları” Bir basın açıklamasında, MIT araştırmacılarından oluşan bir ekibin, iklim değişikliğinin etkilerine karşı koymak için radikal bir yöntem üzerinde çalıştıkları bildirildi. MIT araştırmacıları, Güneş ışığını Dünya'dan uzağa yansıtmak için bir "uzay baloncukları" filosunu kalkan olarak kullanmayı öneriyorlar. “Uzay Baloncukları, Güneş Enerjisi Jeomühendisliğinin Güvenli Bir Şeklidir” MIT ekibinin yöntemi, gezegenimizi soğutmak ve iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek için güneş ışığını Dünya'dan uzağa yansıtmak üzere tasarlanmış yeni bir güneş jeomühendisliği biçimidir. En çok çalışılan güneş jeomühendisliği tekniği, yansıtıcı aerosol parçacıklarının üst atmosfere enjekte edilmesidir. Ancak, böyle bir yöntemin potansiyel olumsuz etkisi henüz tam olarak anlaşılamamıştır, yani uygulanabilir bir seçenek olarak görülmekten henüz uzaktır. MIT bilim adamlarının yaklaşımı biraz farklı oldu. Parçacıkları Dünya atmosferine enjekte etmek yerine, onların yaklaşımı; güneşin uzaydan gelen ısısını yansıtarak uzaklaştırmak oldu. Böylelikle potansiyel olarak zararlı parçacıkların atmosferimize enjekte edilmesine gerek kalmayacak. Araştırmacılar, uzayda nispeten kararlı bir yörünge noktası olan ve Dünya ile Güneşin yerçekimi kuvvetinin eşitlendiği Lagrange Noktası 1'de "uzay baloncuklarından" yapılmış bir kalkan yerleştirme olasılığını araştırıyorlar. James Webb Uzay Teleskobu da, Lagrange Noktası 2'de konumlandırılmıştır. Bu yöntemin önündeki en büyük engel hiç şüphesiz lojistikte olacak. MIT bilim adamları, kabarcık kalkanının kabaca Brezilya büyüklüğünde olması gerektiğine inanıyor. Ancak, baloncukların uzayda üretilebileceğine ve fırlatma maliyetlerini azaltabileceğine de inanıyorlar. Şu anda laboratuvarda silikondan yapılmış "uzay baloncukları" ile deney yapıyorlar. Bir basın bülteninde, ön deneylerde, ince film balonunu 0,0028 atm basınçta şişirmeyi ve onu yaklaşık -50°C'de tutmayı (sıfır basınç ve sıfıra yakın sıcaklık-uzay koşullarında yaklaşık olarak) nasıl başardıklarını açıkladılar. Güneş Jeomühendisliği İnsanlık için Bir Cankurtaran Simidi Olarak Hizmet Edebilir Mi? En önemlisi, MIT araştırmacıları, güneş enerjisi jeomühendislik çözümlerinin "tamamen tersine çevrilebilir" olacağını da yazdılar, bu da muhtemelen baloncukların gezegenimiz üzerinde istenmeyen bir etkiye sahip olduklarını tespit edilirse hızla patlayabileceği anlamına geliyor. Uluslararası bir iklim politikası uzmanı olan Linda Schneider, Discover Magazine'e verdiği röportajda, "Şu anda istemeden neden olduğumuz iklim değişikliğine ilişkin anlayışımız bile, özellikle gelecekte daha fazla etki söz konusu olduğunda, hâlâ sınırlamalara sahip. İklimi küresel ölçekte kasten manipüle edersek ne olur çok iyi bilmiyoruz" dedi. "Uzay baloncukları"nın -kağıt üzerinde- güneş enerjisi jeomühendisliğinin daha güvenli bir şekli olmasına rağmen, elbette bu yöntemin daha fazla araştırmaya ihtiyacı var. Bununla birlikte, iklim değişikliğinin en kötü etkileri gerçekleşirse, ki muhtemel görüldüğü gibi, bu teklif insanlık için hayati bir cankurtaran simidi olarak hizmet edebilir. Haber Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Kurulu Gücü 55 BinMWSeviyesine Yaklaştı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) her ay yayınladığı raporlara bir yenisini daha ekledi. 2022 Haziran Ayı Kurulu Güç Raporu şeklinde sunulan rapora göre, Haziran sonu itibarıyla Türkiye’nin kurulu gücü, bir önceki aya göre 851,7 MW artarak 101.518,3 MW seviyesine yükseldi. Toplam santral sayısı 10.862 olarak kayıtlara geçti. Genel manada yenilenebilir enerjiler kaynaklı kurulu güç ise bir önceki aya göre 208,9 MW artarak 54.871,5 MW’a yükseldi. Bu rakam, aynı zamanda toplam kurulu gücün yüzde 54,05’i anlamına geliyor. Yenilenebilir enerji bahsini biraz daha detaylandıralım ve güneş enerjisiyle başlayalım. Güneşte, Mayıs ayına göre 143,2 MW’lık bir artış söz konusu. Haziran sonu itibarıyla Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 8.479,1 MW seviyesine çıktı. Santral sayısı 8.792’e yükseldi. Güneşin toplam kurulu güçteki oranı ise yüzde 8,35 oldu. Rüzgar enerjisine geldiğimizde bir önceki aya göre 45,2 MW büyüme karşımıza çıkıyor. Rüzgar kurulu gücü 10.975,8 MW’a ulaşmış durumda. Bu da toplam kurulu gücün yüzde 10,81’i anlamına geliyor. Biyokütle santrallerinin kurulu gücü de artış trendine ayak uydurdu. Bir önceki aya göre 17,2 MW’lık bir büyüme gerçekleştirerek 1.781 MW seviyesine ulaştı.

Denizbank’tan Tarım, Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Alanlarında Kullandırılacak 45Milyon Euroluk Kredi DenizBank, Fransız Kalkınma Ajansı iştiraki Proparco’dan 7 yıl vadeli 45 Milyon Euro tutarında kredi temin etti. Sorumlu bankacılık ilkesiyle sürdürülebilirlik hedeflerini odağına alan banka, temin ettiği kaynakla tarım, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılayacak. DenizBank Genel Müdür Yardımcısı Beril Oğuz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, tarımı 20 yıldır ülke geleceği için sahiplenilmesi gereken en önemli değer olarak benimseyip desteklediklerini, kredilendirme faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmak üzere yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularına da hassasiyetle eğildiklerini belirtti. “Yenilenebilir enerjiye desteğimizi artırıyoruz” Oğuz, şöyle konuştu: “Azalan kaynaklar ve iklimdeğişikliğinin sonuçları üzerinde finans sektörünün yönlendirici etkilerininbilincindeyiz. Biz deDenizBank olarak ilk günden itibaren ekonomiye katkımızı, çevreye, gezegene ve geleceğe karşı sorumluluklarımızı gözeterek sürdürüyoruz. Tarımın yaşamsal değerini idrak ederek bu alana yönelen ilk özel banka olarak, üretimi ve üreticiyi desteklemeyi milli vazifemiz görüyoruz. Son dönemde gerçekleştirdiğimiz sendikasyon ve benzeri işlemlerimizde de çiftçilerimizin ve tarım endüstrisinin finansmana erişiminin kolaylaşması hedefiyle önemli oranda kaynak yarattık. Şimdi Proparco’dan temin ettiğimiz krediyle, Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişi için önemarz eden yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına olan desteğimizi artırıyoruz. Tarım, verimlilik ve yenilenebilir kaynaklar için attığımız her adımın, ülkemizin, hatta gezegenimizin geleceğine yatırım olduğu bilinciyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” 10 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022 Haber 2. Green Solar Network Konferansı Sektörün Önemli Buluşmalarından Olacak Kasım ayında İstanbul’da düzenlenecek Green Solar Network (GSN) 2022, Türkiye’nin ilk ve tek güneş sektörü sivil toplum ağı hüviyetinde. Bu bağlamda bu yıl ikincisi organize edilen Green Solar Network Konferansı ise sektörde yeni ufuklar açacağa benziyor. Türkiye’nin sektöründe en önemli sivil toplum kuruluşu ağı olan Green Solar Network (GSN), Avrupa Birliği tarafından finanse edilen önemli bir örnek proje olarak tüm dünyada dikkat çekiyor. Bu çerçevede Türkiye’de gerçekleştirdiği projeleri takipçileri ile paylaşan GSN Yönetimi Başkanı Fatih Ünal “GSN’nin sektöre öncü olmasından memnunuz” dedi. Sektördeki en önemli etkinliklerden biri olarak gerçekleştirilen Green Solar Network Konferansı’nın ilki, 16-17 Aralık tarihlerinde pandeminin etkisiyle sanal olarak düzenlenmişti. Birbirinden farklı 10 oturum ve 33 konuşmacı ile konferans etkinliğinde; Temiz Enerji Geçişi, İklim Değişikliği, Enerji Ekonomisi, Enerji Verimliliği, Yeşil Binalar, Fotovoltaik Teknolojiler, Hidrojen, Elektrikli Araçlar, Yenilenebilir Enerjide Finansman ve Enerji Depolama konuları ile katılımcılar bilgilendirildi. Ayrıca 360 derece güneş enerjisi iyi uygulama örnekleri ile GSN üyelerinin iklim değişikliği ve güneş enerjisi stantları da ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Konferansa iki günde yaklaşık 750 kişi katılım gösterdi. Bu yıl ikincisinin düzenleneceği konferans ise 8-9 Kasım tarihleri arasında fiziksel olarak İstanbul’da gerçekleştirilecek. Yaklaşan 2. Green Solar Network Konferansı hazırlık çalışmalarının GSN paydaşları ile birlikte tüm hızıyla sürdüğünü belirten Ünal “Bu konferansla projemizin geldiği noktayı ve güneş sektöründeki yenilikleri, ilerlemeleri sektörümüzle paylaşacağız” dedi. 2 gün sürecek konferansta, birbirinden farklı 8 farklı oturum düzenlenecek. Konferansta son dönemde tüm dünyada en çok konuşulan konuların başında gelen iklimdeğişikliği ve enerji darboğazı konusunda ilerici ve sektörü aydınlatıcı yeni projeksiyonların çizilmesi hedefleniyor. Sektöre Yeni Bakış Açısı Kazandıracak Son dönemde dikkatleri üzerine çeken önümüzdeki günlerde de çok konuşulacak olan finansman, yeşil hidrojen, elektrikli araçlar, enerji depolama, Tarım GES, Yeşil Hidrojen, Yeşil Mutabakat ve Yüzer GES gibi gündemde yer alan konu başlıkları da başlıca konferans konuları arasında yerini alacak. Konferansta, iklim değişikliğine dikkat çekilerek, iklim değişikliği kapsamında güneş enerjisinin önemini ve güneş enerjisi hakkında merak edilenler anlatılacak. Konferans ile ilgili detaylar ve kayıt formu ise önümüzdeki günlerde yayınlanacak.

“Dünyamızın Bize Sunduğu 1 Yıllık Doğal Kaynakları, Bu Yıl 28 Temmuz İtibarıyla Tükettik” Dünyanın bize sunduğu bir yıllık doğal kaynakları tükettiğimiz gün olarak bilinen Küresel Limit Aşım Günü, bu yıl 28 Temmuz olarak belirlendi. Dünya üzerindeki yenilenebilir kaynaklar ile insanların bu kaynaklara yönelik talebini değerlendiren araştırmalar yürüten Küresel Ayak İzi Ağı’nın (Global Footprint Network) verileri, dünyamızın bize sunduğu 1 yıllık doğal kaynakları, bu yıl, 28 Temmuz itibariyle tükettiğimizi gösterdi. Bu tarih, 2021 yılındaki tarihin bir gün öncesi. Bugünden itibaren, dünyanın yıl içinde yenilenebilme kapasitesinden fazlasını tüketmeye başlayacağız. Başka bir deyişle geleceğimize borçlanacağız. Ekosistemlerin yenileyebileceğinden %75 daha fazla kaynak kullanıyoruz Küresel Limit Aşım Günü, hesaplanmaya başlandığı 1970’lerden bu yana sadece 2020 yılında, pandemi kısıtlamalarının etkisiyle üç hafta ileri kaymıştı. Ne var ki bu değişiklik kısa ömürlü oldu. Pandeminin ardından, iklim krizinin neden olduğu aşırı hava olayları ve UkraynaRusya savaşı ile gelen kriz koşulları da doğal kaynakların geleceğimiz için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Son dönemde yaşanan bu krizlerin ardından toplumsal ve ekonomik iyileşme ancak ekolojik kaynakların verimli kullanımıyla mümkün. Oysa insanlık olarak ekosistemlerin yenileyebileceğinden %75 daha fazla doğal kaynak kullanıyor ve “1.75 Dünyamız” varmış gibi tüketiyoruz. Aslı Pasinli: “İklim krizi hızlı ve kararlı adımlar gerektiriyor” WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü Aslı Pasinli konuyla ilgili şu görüşlere yer verdi: “Ülkemizde bir yandan kuraklık, öte yandan sellerle yoğun bir şekilde hissetmeye başladığımız iklim krizi, yetkililerin hızlı ve kararlı adımlar atmasını gerektiriyor. Enerji üretiminin üçte ikisinin fosil yakıtlardan sağlandığı dikkate alındığında, enerji sektörünün karbonsuzlaştırılmasıyla sağlanacak kazanımlar hem kaynak kullanımı hem de sera gazı emisyonlarının azaltımı açısından hayati önem taşıyor. Bu noktada ülkemiz adına atılacak en etkili adımların başında elektrik üretiminde kömür başta olmak üzere fosil yakıtların terk edilerek yenilenebilir, temiz ve adil alternatiflere geçiş yer alıyor.” Kaynaklarımızı daha etkili kullanmak ancak #BirlikteMümkün Yarım yüzyılı aşkın süredir dünyanın limitini aşarak tüketiyoruz. Bu da küresel çapta biyolojik çeşitlik kaybına, atmosferde sera gazı artışına, gıda ve enerji krizlerine neden olurken sıcak hava dalgaları, kuraklık, aşırı hava olaylarının etkisiyle büyük orman yangınları, seller gibi afetlerle daha sık karşı karşıya kalıyoruz. Hâlbuki gidişatı tersine çevirmek mümkün olmakla kalmayıp karar vericilerin işini kolaylaştıracak ekonomik faydalar da sunuyor. Küçük değişikliklerle Limit Aşım tarihini öteleyebiliriz. Küresel Ayak İzi Ağı hesaplamalarına göre alınabilecek en etkili önlemlerden biri otomobil kullanımını azaltmak. Otomobil kullanımı kaynaklı karbon ayak izi %50 azaltılıp, bu mesafenin üçte biri toplu taşıma, kalanı da yürüyerek veya bisikletle kat edilirse Dünya Limit Aşım Günü 13 gün ötelenebilir. Savaş ve kriz koşullarının da etkisiyle gıda krizinin ortasındayız. Tüm dünyada gıda israfı yarı yarıya azaltılırsa Limit Aşım Günü 13 gün daha ileri kaydırılabilir. Aşırı sıcaklıklar ve buna bağlı artan orman yangınlarıyla mücadele ettiğimiz bu dönemde kaybettiğimiz ormanları geri kazanarak da bu gidişatı yavaşlatabiliriz. Tüm dünyada 350 milyon hektar orman alanı geri kazanılırsa bu tarihi 8 gün erteleyebiliriz. Bu da geri kazanılacak her 45 milyon hektar orman alanı ile, Limit Aşım tarihinin 1 gün ötelenebileceği anlamına geliyor. 11 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022

Polat Enerji, Rüzgâr Kurulu Gücü Kapasitesini 33,6MWArtıracak Borusan Cat’in GES Projeleri Sürdürülebilirliğe Katkı Sağlıyor Türkiye’de rüzgâr enerjisi üretiminin öncü oyuncularından Polat Enerji Grubu; amiral gemisi Polat Enerji ile yatırımlarına devam ediyor. Türkiye’nin rüzgâr kurulu gücünün yaklaşık yüzde 5,4’ünü karşılayan ve temiz, sürdürülebilir bir dünya yaratmak amacı ile faaliyetlerini sürdüren Polat Enerji 8 yeni rüzgâr türbini için Alman şirketle masaya oturdu. Polat Enerji bu yeni yatırımı ile kurulu gücünü yüzde 5 artırarak, 33,6 MW gücünde kapasite artışını hayata geçirecek ve toplam kurulu elektrik gücünü 728,6 MW’a çıkaracak. Türkiye’de ve dünyada enerji gayrimenkul ve inşaat sektörlerinde öncü rol üstlenen Polat Holding’in bünyesinde bulunan Polat Enerji Grubu; Polat Enerji yaptığı yeni yatırımlar ile ticaret hacmini geliştiriyor. Enerji sektörünün lider isimlerinden Polat Enerji; Almanya’nın dev rüzgâr türbini imalatçısı ENERCON’dan aldığı 8 adet yeni rüzgâr türbini ile kurulu gücünü yüzde 5 artırarak 728,6 MW’ye çıkartma kararı aldı. Polat Enerji Grubu; Polat HoldingYönetim “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” anlayışı ile Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Uzak Doğu Rusya olmak üzere 6 ülkede operasyonlarını yürüten Borusan Cat, özellikle üretim sektörünü daha sürdürülebilir kılan GES projeleri alanında iddiasını her geçen gün artırıyor. Şirket, 2022 yıl sonunda güneş enerjisi kurulu gücünü 7 MW üzerine çıkarmayı amaçlıyor. Daha Sürdürülebilir Bir Üretim Sektörü İçin Çözümler Borusan Cat Enerji ve UlaşımEndüstrisi İcra Kurulu Üyesi Harun Akçınar, son 8 senede Türkiye’nin 8 bin MW üzerinde bir kurulu güce ulaştığını, 2022 yılında duyurulan yeni teşviklerle pek çok sanayii şirketinin GES’e olan ilgisinin arttığını söyledi. Borusan Cat olarak, bu alana yatırım yapmayı düşünen firmalara özel projeler geliştirdiklerini ve sürecin başından sonuna komple bir hizmet sunduklarını belirten Akçınar şu değerlendirmede bulundu:“GES alanındaki çalışmalarımızı hızlandırarak Kurulu Başkanı Adnan Polat ve ENERCON İcra Kurulu Schulze Südhoff arasında yapılan ticaretle 8 adet rüzgâr türbini kurulumu gerçekleştirerek; temiz enerjideki toplam yatırım büyüklüğünü 44 milyon dolara taşıyacak. Odak noktasına yenilenebilir enerji için rüzgâr ve güneş enerjisini alan, Türkiye’nin en yüksek kurulu güce sahip rüzgâr enerjisi yatırımcısı konumunda olan Polat Enerji Grubu’nun rüzgâr kurulu gücü, bugün Türkiye rüzgâr kurulu gücünün 2022 yılında çok önemli iki projeye imza attık. Bu projelerimizden Borusan Cat Adana Bölge Binası Endüstriyel Çatı GES için 136.6kWp gücünde, 304 adet 450Wp CAT PV paneli kullandık. İlk yıl için yaklaşık 172.3 kWh’lık elektrik üretimi öngördüğümüz bu proje ile yılda yaklaşık 72 ton karbon emisyonunun önüne geçeceğiz. Sene içerisinde gerçekleştirdiğimiz diğer projemizi ise Adana’da bulunan Doğuş Fiberglas şirketi için geliştirdik. Doğuş Fiberglas Adana Endüstriyel Çatı GES projemizde 534kWp gücünde, 1187 adet 450Wp CAT PV panel kullandık. Bu projemizle de ilk yıl için yaklaşık 673.9 kWh elektrik üretimini yaklaşık %5,4’ünü oluşturuyor. Yenilenebilir enerji konusunda oldukça büyük bir potansiyele sahip olan ve Türkiye’de 2000 yılında ilk şirketini kuran Polat Enerji Grubu’nun 6 santralinde toplam kurulu elektrik gücü 695 MW’a ulaşmış durumda. Portföyündeki santrallerle her yıl 45 milyon ağaç dikimine eşdeğer olarak1 milyon 200 bin ton sera gazı emisyonu azaltımına katkı sağlayan Polat Enerji Grubu, ortalama 600 bin hanenin elektrik enerjisi tüketimini karşılayacak temiz enerji üretiyor. sağlayarak yılda yaklaşık 280 ton karbon emisyonunu engellemiş olacağız. Şirketimizin sürdürülebilirliğe katkı sağlamamisyonu ve tümpaydaşlarımızı daha sürdürülebilir kılma anlayışı doğrultusunda önemli bir gündemimiz bulunuyor. Bu doğrultuda müşterilerimizin ihtiyaçlarına tam olarak hitap eden anahtar teslim proje süreçleri tasarlıyor ve uyguluyoruz. Projelerimizde Cat panellerinin yanı sıraTier I panel üreticileriyle de iş birlikleri gerçekleştirebiliyoruz. Önümüzdeki süreçte hedefimiz daha fazla üretici firma ile projeler üreterek bu alandaki kurulu gücümüzü artırmak olacak.” Haber 12 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022

Kalyon PV, MEB ile “İş’te Mesleğim Eğitim” Adıyla Yeni Bir Protokole İmza Attı Kalyon Enerji, bünyesinde yer alan güneş enerjisi teknolojileri fabrikası Kalyon PV ile beraber, ülkenin istihdampotansiyelini artırmak, eğitimve vizyon sahibi insan kaynağını yarının teknolojileriyle buluşturmak için, Millî EğitimBakanlığı (MEB) ile İş’teMesleğim Eğitim adıyla yeni bir protokole imza attı. Daha Fazla Gence İstihdam Sağlanacak Türkiye’de ilk kez uygulanan, Ar-Ge dahil güneş paneli üretiminindört aşamasının tek çatı altında toplandığı tesisiyle dünyada ilk ve tek olan Kalyon PV, sektörün ihtiyacı olan nitelikli ve kalifiye insan kaynağı için, MEB ile birlikte hazırladıkları eğitim programıyla mesleğe yeni başlayan ya da aday çalışanlara enerji sektörü odaklı atölye uygulama dersleri verecek. Genç çalışanlar ayrıca işletmelerdeki mesleki eğitimlerini Kalyon PV bünyesinde ve Solar Akademi’de alabilecek. İş birliği kapsamı ayrıca, belirlenen okulların atölye/laboratuvarlarının gerekli ekipmanlarla donatılması ve eğitimlere ilişkin malzeme desteğinin sağlanmasını ve MEB’in düzenlediği ustalık sınavından başarılı olanların belgelendirilmesini de içeriyor. Hem çalışanlarına hem de yeni istihdam edilecek personeller için uygulanacak bu program; katılımcılarına, işletmelerdeki mesleki eğitimlerini yerinde görerek kendilerini geliştirme fırsatı verirken, alacakları ustalık sertifikalarıyla mesleki yeterliliklerini de belgeleyecek. Kalyon PV İle Kurulan Mesleki Eğitim Merkezinden Mezun Olan Tüm Gençlere İstihdam Garantisi Tüm organize sanayi bölgelerinde 255 mesleki eğitim merkezinin kurulduğunu söyleyen T.C. Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, şunları kaydetti: “Mesleki eğitim merkezini kurmak için illa bir bina yapılmasına gerek yok. Çünkü haftada bir gün eğitim verildiği içinmesela burada. Bugün imzalayacağımız protokol kapsamında bu kadar büyük bir tesiste öğrenci bir günlük eğitimi burada alabilir. Farklı birmeslek eğitimmerkezine gitmesine gerek yok. Şimdi yerinde görünce, bu açılımı çok rahat bir şekilde kazandırabiliriz. Buradaki mesleki eğitim merkezinin açılımının en önemli ayağı, istihdam garantili mesleki eğitim merkezi uygulamasını ilk kez yürürlüğe sokmamız. Türkiye’de mesleki eğitim merkezlerindeki istihdam oranı çok yüksek. Yüzde 88’lerde. Kalyon ailesi, Kalyon PV’yle birlikte buraya kayıt yaptıran ve dört yılın sonunda başarılı olan tüm gençlerimize istihdam garantisi veriyor. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum.” “Gençlerimizin Kendilerini Gerçekleştirme ve Geliştirmesi Adına Fırsatlar Sunacağız” MEB ile imzaladıkları iş birliği protokolü için heyecanlı olduklarını aktaran Kalyon Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kalyoncu ise Kalyon Enerji olarakTürkiye’nin istihdam potansiyelini artırmak, eğitim ve vizyon sahibi insan kıymetimizi yarının teknolojileriyle buluşturmak amaçlarının başında geldiğini dile getirdi. Kalyoncu,“Budoğrultuda ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve eğitimvizyonu çerçevesinde; güneş enerjisi sistemlerinde, mesleki eğitim ve istihdam süreçlerini hayata geçirmek amacıyla MEB ile güçlerimizi birleştiriyor; İş’te Mesleğim Eğitim adlı yeni bir iş birliği protokolüne imza atıyoruz. Gerek mevcut gerek yeni istihdam edilecek çalışanlarımız için uygulanacak olan bu program, katılımcılarına mesleki eğitimlerini yerinde görüp, uygulayarak kendilerini gerçekleştirme ve geliştirme fırsatı verirken; alacakları ustalık sertifikalarıyla yeterliliklerini belgeleme imkânı da tanıyacak. “Enerjimiz Millî, Geleceğimiz Güçlü” yaklaşımımızla, gençlerimize daha fazla istihdam imkânı sağlarken, Türkiye’mizin sürdürülebilir kalkınmasına daha fazla katkı sağlayarak enerjimizi gençleştireceğiz” şeklinde konuştu. Kalyoncu sonolarak, MEB ile yaptıkları bu iş birliğininTürkiye içinhayırlı olmasını sözlerine ekledi. 13 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022

Haber 14 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022 Yenilikçi Enerji Konseptleri ile Maliyetler Düşüyor Sürdürülebilir enerji kaynakları, konut ve ofis projelerini daha az bakım gerektirir ve emisyonsuz hale getirir. Binaların enerji tüketimleri, ısı yalıtımının olmaması veya eski teknolojilere sahip ısıtma ve soğutma sistemleri nedeniyle gerekenden fazla olabilir. Ayrıca, konut ve ofis binalarının enerji tüketimi genellikle fosil yakıtlara dayanmaktadır. Bu binalarda çok fazla enerji tüketen cihaz bulunur ve belirtilen faktörlerden kaynaklanan yüksek tüketim maliyetleri, yatırımcı başta olmak üzere mülkün yapımında yer alan taraflar açısından göz önüne alınması gereken önemli bir konudur. 2019'dan bu yana Avrupa Yeşil Anlaşması, önceden belirlenmiş iklim koruma hedeflerini yükseltti. Bu hedefler doğrultusunda alınan önlemler, AB yapı sınıflandırmasını da içeriyor ve bu, gayrimenkul sektörü için belirleyici bir değerlendirme kriterleridir. AB taksonomisinin diğer önlemleri, ESG (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim) gerekliliklerinden kaynaklanmaktadır. Yatırımcılar, gayrimenkul sahipleri, belediyeler ve şirketler tarafından sürdürülebilir yatırımlar ve kararlar için standart kriterler olarak kabul edilir. ESG kriterlerini karşılamak için, fotovoltaik sistemlerin kurulması veya ısı yalıtımının iyileştirilmesi gibi iklimi koruyan bireysel önlemler uygulanmalıdır. Bu kriterleri karşılayan konut ve ofis binaları, mümkün olduğunca sürdürülebilir ve enerji verimli olarak kabul edildiğinden, kamuoyunda olumlu bir imaja sahiptir. Yatırımcılar, yatırım yaptıkları binaların sürdürülebilirliği ve düşük işletme maliyetlerinden de yararlanmaktadır. İnşaat sektörü, küresel enerji tüketiminin yüksek bir oranını oluşturduğu ve enerji ve süreçle ilgili CO2 emisyonlarının büyük bir kısmından sorumlu olduğu için, ESG kriterlerine uyum giderek daha önemli hale geliyor. Mimarlar, planlamacılar ve yatırımcılar gibi bir inşaat projesinde yer alan herkes için, gayrimenkullerde enerji tasarrufu ve sürdürülebilir önlemler giderek daha önemli hale geliyor. Çevre Dostu Enerji Konsepti: HUF City Living Enerji maliyetlerini azaltmak için çok çeşitli konseptler ve yapım yöntemleri bulunmaktadır: Montabaur'daki (Almanya) HUF City Living kompleksi gibi. Özel konut projesi KfW 55, enerji standardına tamamen uygun olarak inşa edildi. HUF City Living'de tavan içine aquatherm black sistemi kuruldu. Aquatherm'in yüzeyden ısıtma ve soğutma sistemi, bu standardın karşılanmasına önemli bir katkı sağladı ve projenin önemli bir bileşeni oldu. Bu konut binaları için sofistike enerji konseptinde enerji kaynakları olarak buz enerji depolama, fotovoltaikler, sıcak su kolektörleri ve ısı pompaları bir araya getirildi. Aquatherm black sistemi bu konseptin bir parçasını oluşturdu. Sistem tüm dairelerde tavana veya zemine görünmez bir şekilde monte edildi. Merkezi eleman; buz enerji depolama tankıdır. Isı pompaları ve güneş enerjisi modülleri bu merkezi elemana bağlıdır. Buz enerji depolaması, güçlü bir çatıda bulunuyor Bu, buz deposunun enerjiyi ortam havasından, güneş radyasyonundan ve zeminden toplamasını sağlar. Isıtma enerjisinin diğer bir kısmı kristalleşme enerjisi ile karşılanır ve her evde ısı pompalarını çalıştırmadan yedek enerjiyi üreten üç adet tampon depolama tankı kullanılır. Isı pompalarının çalıştırılabilmesi için çatılara fotovoltaik sistemler kuruldu. Yıllık üretilen enerji ile önemli tasarruflar yapılabilir. Dış ortam havasını çeken sistem, güneş modüllerinden gelen atık ısıyı kullanabilir ve aynı zamanda soğutabilir. Burada emici borular yerine aquatherm black sistemi kullanılmıştır. Ayrıca, bu çatı yüksek yüzey verimliliğine sahiptir. Yukarıda bahsedilen çift güneş modülleri sadece PV, yani elektriği değil, aynı zamanda termal güneş enerjisi de üretir. Bu ısı, buz deposunu besler ve üretilen elektrik, bina hizmetleri ve aydınlatma gibi ortak alanlarda çalışmak için kullanılır. Daireler yerden ısıtma ve soğutma sistemi ile yaz aylarında neredeyse bedava soğutulabilmektedir. Yukarıda bahsedilen üç enerji kaynağının kombinasyonu, dairelerin iklimlendirilmesi için kaynak tasarrufu sağlayan, aynı zamanda az bakım gerektiren ve emisyonsuz bir modeldir. Buz deposuna, ısı pompalarına ve güneş enerjisi modüllerine güvenen yatırımcılar, konutlarında uzun vadede çok büyük tasarruf sağlayabilir. Ofis binalarında enerji maliyetlerinden tasarruf Ofis binalarının dış ve iç ortam iklim dengesi, konut binalarınınkinden daha düşüktür. Ayrıca, perakende ve otel mülkleri de ticari mülkler sayılır ve Almanya'da bunlar toplam bina stokunun yaklaşık yüzde on ikisini oluşturur. Kağıt üzerinde bu rakam küçük görünüyor. Ancak bu yüzde, Almanya'daki tüm binaların toplam enerjisinin %40'ını tüketiyor. Artık, Sürdürülebilir Bina Derecelendirme Sistemi (BNB) gibi binaların sürdürülebilirliğini ölçmenin yolları ve araçları var. Artık mimarlar ve planlamacılar, daha sürdürülebilir ve iklim açısından nötr ofis binaları inşa etmek için yatırımcılarla birlikte çalışıyor. dekoGraphics, birincil enerji ihtiyacını verimli, çevre dostu ve ekonomik bir şekilde karşılamaktadır. Heidelberg (Almanya) yakınlarındaki St. Leon-Rot'ta termal transfer baskı yapan

“Türkiye’nin Enerjide Dışa Bağımlılığının Çözümü Biyogazda” Hayvansal ve organik atıklardan elde edilen biyogaz, ekonomik, verimli ve çevreci bir alternatif olarak doğalgaz bağımlılığına en net, en kârlı çözümü getiriyor. Biyogaz üretiminde Türkiye’nin önde gelen firmalarından Renesco Enerji Sanayi veTicaret AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı Başar Beyazoğlu, “ Son yıllarda yaşananlar, özellikle birkaç aydır süre gelen Rusya-Ukrayna savaşı bize bir kez daha enerjinin kıymetini ve önemini hatırlattı. Enerji hemhanede hemde sanayide bu kadar önemli iken, bir ülkenin kendi enerjisini sağlaması bunu yaparken de çevreci ve yenilenebilir enerji üreticisi haline gelmesi geleceği için seçeceği en doğru yoldur. Türkiye’nin bu noktada nerede durduğuna bakarsak, Türkiye bugün 1.352 MW lisanslı kurulu gücü ile biyogaz ve LFG tesislerinde 3milyar euro’yugeçenbir biyometan üretim potansiyeline sahiptir”dedi. “Sağladığı Katma Değer 3 Milyar Euro’yu Aşıyor” Türkiye’de 950’si LFG, 402’si de kurulu tesislerde olmak üzere toplam lisans gücü 1.352 MW. Renesco’nun lisans gücü ise bu 402 MW içerisinde 87 MW. 1.352 MW kurulu güç; 381.060.000 m3’ü Renesco’da üretilmek üzere toplamda 5.921.760.000 m3’lük biyogaz potansiyeli oluşturuyor. Bu potansiyelden üretilebilen biyometan ise %60’ına tekabül ediyor; yani 3.136.956.000 m3 biyometan elde edilebilmekte. Bu da bize 33.378.974,25 MWh elektrik sağlıyor. Güncel piyasaya bakıldığında, Avrupa ortalamasında 1MWhbiyometan 100 euro’dan işlemgörüyor. Ülkemizdemevut potansiyel ile üretilebilecek biyometanın euro karşılığı ise 3.337.897,425 euro’ya denk geliyor. “ÜretimMaliyeti Doğalgaza Göre Daha Ucuz” Doğalgaza göre üretimmaliyeti daha ucuz ve sürdürülebilir bir çözüm olan biyogazın kullanımının gelişmiş ülkelerde hızla yaygınlaştığına vurgu yapan Beyazoğlu, bu konuda şu bilgileri verdi: “Özellikle, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için alternatif oluşturan biyogaz, ülkemizde yeni yeni tanınıyor. Avrupa’da halihazırda, yaklaşık 19 bin biyogaz tesisi varken, Türkiye’de bu rakam 95’i ancak buluyor. Avrupa’daki bu 19 bin tesiste, 2020 yılında toplam 167 teravatsaat biyogaz üretimi gerçekleşti. Bu ülkeler arasında başı çeken Almanya, 2021 yılında sahip olduğu 10 bin adet biyogaz tesisi ile elektrik ihtiyacının yüzde 8’ini biyogaz tesislerinden karşıladı. Ülkemizdeki tabloya bakacak olursak; Türkiye, geçen yıl 329 teravatsaat elektrik üretti, 327 teravatsaat tüketti. Türkiye, 2021 yılında elektrik ihtiyacının yüzde 2,2’sini biyogazdan üretti. Tüm bu rakamlar bizegösteriyor ki, ülkemizde ne kadar çok biyogaz tesisi olursa doğalgaz ve enerjide de o kadar dışa bağımlı olmaktan kurtuluruz. Alternatif enerji kaynakları arasında dikkat çeken biyogaz, enerjiden kaynaklı yüksek oranda cari açık veren Türkiye için hızla yaygınlaştırılması gereken doğru yatırım fırsatı anlamına da geliyor.” pazar lideri dekoGraphics için inşa edilen yeni binada, 70.000 litre buz enerjisi depolama tankı ile birlikte 45 kW ısıtma kapasiteli bir ısı pompası sistemi kullanıldı. Buna ilave olarak, bir fotovoltaik sistem ve bir şarj sistemi içeren çatı bulunmaktadır. Genel kurulumun önemli bir parçası - HUF City Living örneğinde olduğu gibi - aquatherm black; korozyona ve UV ışınlarına dayanıklı plastik polipropilenden yapılmış arp şeklindeki boru sistemidir. Bu, binanın düz çatısına bir güneş enerjisi absorber olarak monte edildi ve bir su-glikol karışımı ile dolduruldu. Sistem, ısı pompasının yanı sıra buz depolama tankını beslemek için doğrudan kaynak olarak kullanılan ortam havasından ve güneş radyasyonundan ısı alır. Fotovoltaik sistemin altına monte edilen aquatherm black sistemi ayrıca bir emici yüzey olarak ısıyı emer ve onu ısı pompası ve buz deposu için kullanılabilir hale getirir. Ayrıca sistem, fotovoltaik sistemin soğutulmasına önemli ölçüde katkıda bulunarak elektrik üretiminin verimliliğini artırır. Buz deposu ve ısı pompaları ile beslenerek enerji üreten çatı, şu anda Almanya'daki en verimli, çevre dostu ve ekonomik ısıtma sistemlerinden biridir. Elektrik enerjisi, binadaki ısı pompasını ve diğer elektrik tüketen cihazları çalıştırmak için kullanılabilir. Termal enerji, doğrudan ısı pompası aracılığıyla kullanılır ve geçici olarak buz deposunda depolanır. Tüm bunlar çevreye zarar vermeden gerçekleşir ve dekoGraphics'in bu özellikler sayesinde CO2 emisyonlarının azaltılmasına, sürdürülebilirliğe katkıda bulunmasına olanak tanır. Uzun vadede hem çevre hem yatırımcılar fayda sağlar Bu yazıda sunulan önlemler ve enerji konseptleri uygulanırsa, konut ve ofis binaları sadece kendi elektrik ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda fazla elektriği mevcut şebekeye besler. Sürdürülebilir ve enerji verimli binalar, kendi işletme maliyetlerini düşürür, Avrupa Birliği tarafından belirlenen ESG kriterlerini karşılar, iklim ve çevrenin korunmasına önemli katkı sağlar. 15 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022

Haber Enerjide Yeşil Dönüşüm için En Kritik AdımAtıldı Enerji depolama sistemlerine yatırımyapanlar, aynı kurulu güce karşılık gelen RES ve GES yatırımlarında doğrudan lisans alma hakkı kazanacak. Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) Başkanı Alper Kalaycı: “Bu karar Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümünün mihenk taşlarından biri olacak. Ülkemiz yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarında dikkat çeken bir farkındalık içinde”dedi. ENSİAKurumsal Üyesi AHATeknoloji A.Ş’nin Satış Direktörü Elvan Aygün: “Enerji depolama sistemleri ile şebeke entegrasyonu hızlanacak. Ancak ülkemizi batarya çöplüğüne çevirmeyelim”dedi. Yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarından her geçengündaha fazla yararlananTürkiye, enerji depolama sistemleri yatırımcılarını destekleyecek çok önemli bir karara imza attı. Elektrik Piyasası Kanunu’nda, elektrik depolama yatırımlarını teşvik etmek amacı ile yapılandeğişiklik Resmî Gazete’de yayımlandı. Buna göre elektrik depolama yatırımı yapmayı taahhüt eden yatırımcılar, bu yatırımın kurulu gücüne eşit olacak şekilde rüzgâr ve/veya güneş enerjisi santrali yatırımları yapmak isterlerse doğrudan lisans alma hakkına sahip olacaklar. Yatırımcılara sağlanan bu avantaj, mevcut rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinin kapasite artışları için de geçerli olacak. Bu yatırımlar Yenilenebilir Enerji Kaynak Destekleme Mekanizması’ndan (YEKDEM) da yararlanabilecek. Yasa değişikliğini değerlendiren Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) YönetimKuruluBaşkanı Alper Kalaycı, alınan kararınTürkiye’de yeşil enerji dönüşümünün sağlanması yolculuğunda mihenk taşlarından biri olduğunu söyledi. Enerji depolama yatırımlarını cazip hâle getirmenin, Türkiye’nin enerjidedışa bağımlılığının azaltılmasında kritik önemde olduğunu kaydeden Kalaycı, “TBMM’de kabul edilen bu yasa değişikliği gece saatlerinde GES’lerden, rüzgârsız havada RES’lerden sisteme enerji verilmesi anlamına geliyor. Bu önemli yasa değişikliğine imza atan tüm kamu otoritelerine teşekkür ediyoruz”dedi. Türkiye’yi Batarya ÇöplüğüneÇevirmeyelim Enerji depolama sistemleri üzerine uzmanlaşan ENSİA Kurumsal Üyesi AHA Teknoloji A.Ş’nin Satış Müdürü Elvan Eygün ise yasa değişikliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında yeni bir döneme girdiği yorumunu yaptı. Enerji depolama sistemleri ve yenilenebilir enerji santrallerinin birlikte kullanılması ile kesintisiz ve yeşil bir enerji kaynağının devreye gireceğini kaydeden Aygün, kullanılacak sistemlerin uluslararası yetkinliği kabul edilmiş yüksek teknoloji ürünü olmalarının önemine işaret ederek “Güzel bir karar aldık. Ancak uygulamada hata yaparak ülkemizi batarya çöplüğüne çevirmeyelim”uyarısını dile getirdi. Elvan Aygün, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kullanılan ekipmanın kalitesi, dayanıklılığı, bataryalarınömür ve döngü kapasiteleri bu noktada önem arz ediyor. Enerji ve batarya yönetim sistemlerinin düzgün ve doğru çalışması, ürünün çalışma modları, tepki süresi ürün seçiminde önemli faktörler arasındadır. Teknik şartname detaylarınında en kısa sürede yayınlanmasını bekliyoruz. Yan hizmetler, şebeke kontrolü arbitraj gibi ana başlıklara daha çok yöneleceğiz gelecek günlerde. Enerji depolamak ciddi bir iştir kullanacağınız sistem her anlamda kaliteli ve güvenilir olmalıdır.” Zorlu Enerji’nin iklim krizinin etkilerini azaltmak için 2010 yılında hayata geçirerek bugüne kadar yaklaşık 420 bin fidan diktiği “Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları” Projesi, Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi kapsamında verilen“Enerjimiz Geleceğimiz” ödülünü aldı. Ödülü Enerji veTabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in elinden alan Zorlu Enerji CEO’su SinanAk, karbon emisyonunu azaltmaya katkı alanındaki çabalarının takdir görmesindenduydukları memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti. Faaliyetlerini, Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki büyümesine katkı sunma amacıyla sürdüren bir şirket olarak 2030 yılına kadar operasyonlarından kaynaklanan emisyonları sıfırlama hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirten Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, çabalarının takdir görmesinden duydukları memnuniyeti ifade etti ve şunları söyledi: “Projemizin bu yıl içindeki ikinci ödülünü TC. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in elinden almak gurur verici. 2030 yılına kadar toplam üretim içinde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 100’e çıkarma, operasyon ve enerji üretiminde net sıfır emisyona sahip bir kurum olma ve biyoçeşitliliğin korunması ve iyileştirilmesi için 10 milyon TL yatırım yapma hedefimiz var. Yanı sıra 2040 yılına kadar tüm değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşma hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu yılın başında bu projemizle Sürdürülebilir KalkınmaAmaçları Ödülleri’nde İklimEylemi kategorisinde de gümüş başarı ödülünün de sahibi olduk. Küresel iklim krizinin tüm dünyanın en önemli gündemmaddelerindenbiri olduğu günümüzde, sürdürülebilir bir gezegen ve toplum için çalışmak en önemli önceliğimiz olmaya devamedecek.” İklim krizi konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan sertifikalı fidan bağışıyla başlayan Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları projesi, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Mehmet Zorlu Vakfı işbirliği ile 2017 yılında geliştirilerek büyütüldü. Projenin yeni hedefi 2030 yılına kadar 1,2 milyon fidan dikimi gerçekleştirmek olarak belirlendi. Her dikilen fidanla ülkemiz orman varlığının zenginleştirilmesine destek olan proje, hedefine ulaştığında 1,2milyon ton karbon salımının önüne geçilmiş olacak. Hedef büyüttüğü ilk yıl olan 2017’de 35 bin, 2018’de 70 bin, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında da yıllık 90 bin fidan dikimi gerçekleştiren Zorlu Enerji, 2030 yılına kadar her yıl 90 bin fidan dikimi daha gerçekleştirmeyi planlıyor. Zorlu'nun "Sıfır Karbon Ayak İzi Ormanları"na Ödül 16 yeni enerji • TEMMUZ AĞUSTOS 2022

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==